News Europe ..::.. Avrupa Haber | Yazarlar

Türkiye-İran-Suriye

12 Nisan 2012, 09:07

İran’ın „resmi olmayan“ kanallardan yürüttüğü Türkiye eleştirisi, nükleer görüşmelerde Türkiye’ye karşı resmi bir de boyut kazanan „sert tutuma“ kadar uzandı. İran’ın meseleyi sadece iç politika malzemesi yapmadığını, Türkiye ile de danışıklı dövüşe tutuşmadığını düşünüyorum. Ortadoğu’daki siyasetin oyun kuralları Ortadoğu’nun gerçeklerine göre değil yine yüzyıl önceki politik aktörlerin niyetlerine göre çiziliyor.

Yakın tarihe bakıldığında bu ülkelerin kuruldukları dönemin paradigması değişti deniyor. Kendi içine böyle bir bakış atan aydının, entellektüelin, siyasetçinin "idrakını" başka ellere teslim ettiğini başta bilmek gerekir. Bu ülkelerden daha eski zamanlarda kurulmuş ABD, İngiltere, Fransa'nın yaşadığı dünyanın paradigmaları değişmedi mi? Neden o değişim ülkeleri alt üst etmiyor da Ortadoğu'yu alt üst ediyor? Mesele şartlara bağlı paradigamaların değişmesi değil, değişen paradigmaları kimin idare edebildigi, sürece kimin hakim olduğudur.

Diğer yandan kendisi de istikrarsız olan ve dünyayı da istikrarsızlığa sürükleyen bir „küreselleşme dönemi“ yaşıyoruz. Bu biraz da “şekli bakımdan” imparatorlukların ulus devlete ve ulus devletlerin yeni imparatorluk denen emperyal devletlere dönüşme sürecine benzer bir tarihsel sürece işaret ediyor. Dolayısı ile kartlar sürekli yeniden karıştırılması, yeni çatışma ve uzlaşma arayışları ile yeni statükolar oluşturma çabaları bu sürecin adıdır. Türkiye'nin de kurucu dönemdeki dış paradigmaların değişimine de paralel olarak kendi paradigmalarını değiştirdiğine tanık oluyoruz. Bu başlı başına bir konudur.

Bu biraz da kaos kokan sürecin elbette dominant aktörleri sonuca damga vuracaktır. Sorun da budur. Bu süreçten nasıl bir statüko çıkacak? Bir statüko oluşursa eğer kim hangi kazanımla hangi kayıpla hangi pozisyonda olacak? Bu soru daha çok statükoyu bozanların değil statükosu bozulanların sorusudur. Bugüne kadar statüko bozma ve yeniden kurma süreci Türkiye’nin etrafındaki çemberi İran halkası hariç dolaştı ve Suriye’ye erişti.

Doğu Bloku’nun „destabileze“ olmasıyla ile 1989’da başlayan bu süreç Orta Asya, Kafkaslar, Balkanlar, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ile tam bir çember şeklini alarak İran’a kadar geldi. İran ve Suriye bu zincirin son halkalarından. Suriye en zayıf halkası. Türkiye’nin bu halkanın bir parçası olması aslında kaçınılmaz bir „durumdur“ o nedenle Türkiye dış siyasette „sorunsuz günler yaşayamıyor“ aktif olmak zorunda. Aksi halde kendisi de olayların sonuçlarına katlanan mağdur bir ülke sıfatı kazanacak. Halkanın son eklentisi olabilecek.

Türkiye’yi bu durumda koruyan şemsiye onun küresel dinamiklere direnmeyen bir yol izlemesi oldu. Bunu bilerek, isteyerek hatta özenerek yaptı. Nedenleri belli, sonuçları tartışılır bir şey ama yaptı. İkinci şemsiyesi elbette bağlı olduğu Batı ligi. Bu ligde kaldığı sürece istikrarsızlaşması ve destabileze olması için „özel bir çabaya gerek olmamaktadır (Suriye örneğinde olduğu gibi.) Üçüncü bir şemsiye Türkiye’nin uzun zamandır stratejik ve ekonomik güç kartını elinde tutabilmesi. Zaman zaman bu kartları akıllıca oyması. Bu anlamda kendi değişirken bile istikrarını koruması büyük bir yetenek olarak da algılanabilir.

Ancak gelinen noktada Türkiye sanıldığından daha büyük bir „risk“ almaya başladı. İlk kez Türkiye „Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesinde“ risk almak zorunda kalıyor. Bunun açık örneği İran’ın son tavrı, Suriye ile ŞAMGEN’den iki yıl içinde „ŞAMGİT“ konumuna gelinmesi. Burada Türkiye Suriye konusunda dış politika alışkanlıklarından öte geçen bir tutum izliyor. Aktif dış siyaset denen bu durum aslında Suriye’nin hem iç dinamiklerinin sağlayacağı ve arzuladığı değişim siyaseti (mücadelesi) hem de küresel aktörlerin bu değişimin yolunu açmak istemesiyle kesişiyor.

Bu Türkiye’de artık klasik anlamdan da öte bir burjuva sınıfı olduğu ve onların dış siyasetle ekonomi arasında bir ilişki kurduğu anlamına gelir. Suriye’de sınıf ve sermayenin el değiştirmesinin, pazarın yeniden paylaşılması ve siyasi yapının buna bağlı olarak reforme edilmesi çabasına ortak olmak istemek Türkiye’de „artık“ gelişmiş bir kapitalist sınıfın olduğu ve bunun „misak ı milli ile“ yetinemeyeceğini gösteriyor. Irak'ta federe Kürt devletine yönelik siyaseti ve Irak'la girdiği yeni ilişki tarzı bunun ilk örneği sayılır.

Ancak bu „küresel bakış“ sosyoloji ve siyasetin gerçekleri ile örtüşüyor mu? Türkiye örtüştürmeye çalışırken buna „sıfır sorun politikası“ dedi. Ancak tarihten de biliriz ki ne zaman „demokrasi“ kavramı çok tüketilirse o zaman bir demokratikleşme krizi yaşanıyor demektir. Ne zaman „barış„ denirse bir savaş ve savaşla gelen bir barış kast ediliyor demektir. Türkiye kendi aktörü olmadığı bir bölgede sıfır sorun demiyor, kendi çıkarlarının başa yazıldığı bir sıfır sorundan bahsediyor. O nedenle ne kadar sıfır desek de o bir „niyet“ ve „amaç“ olarak olanları değil sonucu anlatan bir kavram olarak kalıyor.

İran’la Türkiye arasında bir savaş durumu bir felaket durumudur. Türkiye bölgede sadece ve en çok Rusya ve İran’la savaşamaz. Toplumsal felaket demektir. Her savaşı kaldırır ancak bu iki „güçle“, Avrupa’da Almanya Fransa İngiltere üçlüsünde olduğu gibi bölgede „eşit ağırlık“ oluşturan hegemonik güçler olarak ancak felakete yol açabilirler. Kazanını olmaz. O nedenle her şey göze alınır ancak bu „kırmızı çizgi“ aşılamaz. Aşılmamalıdır. Türkiye bu nedenle „süreci“ takip etmek zorundadır. Suriye üzerinde demokrasi, insan hakları, Esad rejiminin dikta olması vs. hepsi doğrudur. Ancak meselenin bu „eksikleri giderip hakkaniyeti tesis etmek“ meselesi olmadığı da biliniyor, bilinmelidir. Esad ailesinin oligarşi yönetimi birkaç yıllık bir hikaye de değildir ayrıca.

News Europe ..::.. Avrupa Haber
 News Europe ..::.. Avrupa Haber internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları News Europe ..::.. Avrupa Haber Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
ÖNCEKİ YAZILARI
Etkinlik Takvimi
 
Platform-Sağlık
 
Canlı TV

 
VİDEO GALERİ
 
YAZARLARIMIZ
NEWS-EU
İsrail savaş suçu işliyor
BASINDAN
Fransa'nın yeni cumhurbaşkanı ırkçı mı olacak?
Egemen Cantürk
Yahudi kanı ve Türk teri ile sıvanmış bir ülkenin tarih önünde hesaplaşması
Erdem Nedim
TÜRKÇE'DEN UTANMAYINIZ
Mesut Hastürk
Arjantinlisin Arjantinli Kal 2:
 
FOTO GALERİ
 
Twitter
 
E-Konsolosluk
 
EN ÇOK TIKLANANLAR
 

Bagimsiz Haber Portalı. Haberler ve Resimler İzinsiz Kullanılamaz.

Adres : News-Eu.com Skalitzerstr 134 10999 Berlin / Germany
Tel :+49 30 212 957 99